Ana Sayfa Gundem Ekonomi Siyaset Asayiş Eğitim Spor Kültür & Sanat Sağlık & Yaşam Araştırma Polemik Bölge Türkiye
Duran:'Terörün tamamen biteceği bir sürece girdik'
Duran:'Terörün tamamen biteceği bir sürece girdik'
Gazze'de can kaybı 33 bini geride bıraktı
Gazze'de can kaybı 33 bini geride bıraktı
Cumhurbaşkanı Erdoğan gündemi değerlendirdi
Cumhurbaşkanı Erdoğan gündemi değerlendirdi
Büyükşehir İhtisas komisyonları belirlendi
Büyükşehir İhtisas komisyonları belirlendi
‘Sözü dinlenen bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz’
‘Sözü dinlenen bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz’

Abdullah NEHİR

KÖY OKULLARI
26 Eylül 2020 Cumartesi

21. Yüzyılın birinci çeyreğinde önemli bir sıkıntı ile karşı karşıyayız. İnsanlık 2019 yılının sonuna kadar teknolojik ilerlemeler ile birçok şeyi başardığını ve belki de ölüme bile çare bulacağına inanmışken şimdi sadece isimlendirebildiği aslında hakkında çok da şey de bilemediği bir virüs karşısında çaresiz kalmıştır. Elbette bunun da üstesinden gelinecektir. Lakin insanlık rolünün, insanın sınırlarının ötesine geçmemesini idraki gereklidir.

Devletler bu salgında bir taraftan yaşı ilerlemiş insanını virüse kurban vermeme çabası ile tedbirler alırken, öte taraftan da geleceğimiz teminatı olan gençlerin eğitimin içinde ve mümkün mertebe yüz yüze eğitime tabi tutma çabasındadır.

Ülkemizde de Milli Eğitim Bakanlığı sonbahar mevsimi ile beraber okulları açma ve eğitim çağında olan çocuklarımızın bu haktan yararlanmalarını sağlamak için çeşitli yollara başvurmaktadır. Uzaktan eğitim konusunda büyük mesafeler alındığı aşikârdır.

Virüs ile tanışıklığımızın üzerinden 7 ay geçti. Birbirimizi epeyce tanıdık. Onun nasıl bulaşacağını ve bizim ondan nasıl korunacağımızı artık biliyoruz. Bulaşının en önemli nedeninin birbirimize karşı mesafeyi koruyamamak olduğunu öğrendik. Ancak salgına kaynaklık eden virüs özellikle dede-nine/torun ilişkisini tehdit etmektedir. Ne yapmalı, nasıl etmeli ki bir gün muhakkak hayatımızdan çıkacak olan virüsün tehditlerinden toplumsal hafızamızın kaynaklarını yani büyüklerimizi koruyalım. Öyle ise biraz olsun ferah alanlara ihtiyacımız var. Apartmanların dar girişleri ve asansörler bizlere bu alanları vermediği aşikârdır. Nereye gitmeli, ne yapmalı ki biraz nefes alalım. Zaten beton hem soğuk, hem yorucu, üstelik toprak gibi bizdeki derdi- gamı paylaşmıyor da.

Ülkemizin tarım toplumundan sanayi toplumuna dönüşümü başka bir ifade ile köyden kente doğru akışı 1950’ler den sonra başlamış 70’ler den sonra ise iyice hız kazanmıştır. Büyük ölçüde köylerimiz ya tam boşalmış ya da birkaç yaşlı insanın yaşadığı üretim yapılamayan yerleşim birimlerine dönüşmüştür.

1989-1990 eğitim öğretim yılında başlayan ve halen devam eden taşımalı eğitimi salgını da fırsat bilerek tartışmak gerek. Okullarımız köylerdeyken, ihtiyar heyetinin doğal üyesi olan öğretmeni ile devlet köyde ve her vatandaşı ile adeta göz gözeydi. Öğretmen köyden çıkınca köylüde öğretmenin (devletin) peşinden adeta şehire aktı.

Köylerimiz salgın öncesi teknolojinin ezici tahakkümünden kaçmak, bugünlerde ise salgının zararlarından korunmak için bir sığınak olabilir. Büyük ölçüde bu sığınağı kaybetmekle beraber tabiri caiz ise Anadolu’da mayalık olarak saklanan köylerimiz ve köye ait kültürel birikimimiz yer yer yaşamaktadır.

Mayası toprak olan insanımız her ne kadar şehirde yurtlandıysa da toprağa olan hasretini hobi bahçelerinde veya ayrılarak üzdüğü köyün kenarında birazda mahcup halde yaptığı küçük evler ile gidermeye çalışıyor. Belki de köyü ile barışmanın yollarını arıyor.

Hadi gelin köyümüze dönelim diye kapsamlı bir teklifimiz olmamakla beraber köy ile esaslı bir şekilde barışmak ve ferah alanlar da izole edilmiş köylerimize okullar açarak eğitim öğretime kazandırmak ve bu vesileyle milletimizi bereketli ve geniş Anadolu toprağına bağlamak gereklidir. Artık yolu, suyu olmayan köy yoktur. Hayat eve belki birkaç gün sığar ancak henüz ucu görünmeyen bir tüneldeyiz ve ne kadar evde beklenebilir. Hayat insanın toprağa dokunarak yaşayabileceği başka alanlarda daha anlamlı ve verimli hale gelebilir. Köylerde hareketlenen yaşamın en etkin parçası okullar olmalıdır. Salgın ile zorunlu olarak aralanacak kapılardan fırsatlar çıkabilir.

Anadolu’yu bize yurt olarak bırakanlar Anadolu’nun bağrında mekteplerini de şahit olarak bıraktılar. Bizlerde köy okullarımızı yeniden yaşamın bir parçası haline getirebiliriz. Çocuklarımızı neden daha doğal ortamlarda yetiştirmeyelim ve okullarını miras olarak sonraki nesillere devredecek sistemleri neden kurmayalım?

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
DADAŞ GAZETESİ
YAZARLAR
İrfan Kayagil
İrfan Kayagil
Bencil
Nedim Atakol
Nedim Atakol
Bir yerde Reis’e ve partisine olan destek azalıyorsa bilesiniz ki orada kötü bir temsil vardır…
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
DADAŞ
ANKET
Erzurum Havalimaninin ismi ne olsun?

Recep Tayyip Erdogan
Nafiz Kotan
Palandoken
Saltuklu
Dadas

Sonuçları göster Anket arşivi
Ana Sayfa Gundem Ekonomi Siyaset Asayiş Eğitim Spor Kültür & Sanat Sağlık & Yaşam Araştırma Polemik
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva